30 Eylül 2012 Pazar

ÖNEM SIRASINDA PORSHE'DEN SONRA


(...)
Yirmidört saatte sen olmuştum
Uyandığımda paralar başkanlar ana dil değişmişti
Rozetlere işlenmiştin  
Kalktım, tozlarımı, terimi, üstümü başımı sevdim
Et sadece et değildi av tüfeğinin ucunda
Etimin içinden ceryan geçiyordu
Şanslı bir sigara tekini içtim

           Zehirli atıklar için atık beyan formu doldurulur

(Şiirin tamamı Hece'nin Kasım sayısında okunabilir)

24 Eylül 2012 Pazartesi

BİRAZ SAYILMAZ O KADAR ÇOK ÖYLE


Kadın: Sen bir korkaksın.
Adam: Evet bu yaşam beni hasta ediyor. Arzu ettiğimden bir gün fazla yaşamak sorumluluğuna itilmek, zorlanmak. 
Ve dediklerimi gerçekten kastettiğimi biliyorsun. 
Kadın: Bunun doğru olmadığını biliyorum. 
Adam: Doğru ya da yanlış bile yoktur. İhtiyaçlarımıza göre davranırız. 
Kadın: Neymiş onlar?
Adam: Seninki yaşamak ve bir hayat yaratmak için duyulan iğrenç bir arzu. 
Kadın: Ya seninki?            
Adam: Benimki ölmek. Taş gibi ölü olmak.

20 Eylül 2012 Perşembe

MEGGER MARKA İŞKENCE ALETİ


Ulucanlar Cezaevi'nde üç fidanın hırkasını gömleğini, yattığı ranzayı gördüm. Birisi ortasından makasla kesilmişti ölü bedenden çıkarılırken. Üç ayaklı bir darağacı. "Tutukevleri boyunca ahizelerde"* bekletilen kadınların gölgesini dapdar görüşme kabinlerinde gördüm. Prangalar, helalar, naylon ibrikler... el yazısı mektuplar. Duvarlarda şiirlerden birinde sevgiliyi özlemekten bahsediyordu. Sevgiliye sevgili özlemeye özlemek diyerek. Megger marka. 

*Resim: Cezaevi müzesinde sergilenen manyetolu bir işkence aleti. 
*Kadir Yanaç'ın Kasım'da çıkacak şiir kitabından.

6 Eylül 2012 Perşembe

HAZIMLI TOPLUM HAZMEDİLEBİLİR ŞAİR / hü


(...) İyiliğin iyilik olduğuna karar verecek olan kimdir? Şimdi portresi Çek bozuk paralarında arzı endam eden Hus’u kitaplarıyla birlikte yakan, küllerini Ren nehrine savuran ve çoğunluğun uyurgezer şekilde desteklediği güç odakları mı? 
(...) Çünkü kendi imgesine yöneltilen bir ihaneti –veya ancak çok açık bir ihaneti- tespit edebilen bir halk doğru tepkiyi koyabilir. Her zaman değil, nadiren. Kendisine dair imgesinde sıkıntıları olan, kendi imgesini bulanık bir aynada seyreden bir halk ihaneti kavrayabilecek midir?
(...) Şiir, bugüne değin birçok şeyin hizmetine girdi, girmedi değil; fakat hiçbir zaman bugünkü kadar toplum tarafından özümsenmek ve hızla posalaşmak tehlikesi altında kalmadı. Özümsenebilir olmak, okurun dişinin kovuğuna göre olmak ne zamandan beri marifet oldu? Hem okur kim, bazen ateşe odun getiren mi? Hem de katıksız şiddetin ortasında, her yerinden ateş fışkıran bir ülkenin ferdiyken. Ve şiiri mi benzeri olmayan türdeşlerine yapılan haksızlığı mı daha hızlı hazmediyor? Bilmek isterdik.  

(kesitler, Yeni Şafak Kitap Eki'nde, 12 Eylül'de "Başkalarının Sınırında Şair" başlığıyla yer alacak yazıdan)