23 Ocak 2013 Çarşamba

ÇOK YAKINDAN, SEVGİLİM

Mesafe, kendisine inanılan olmaya başlayınca, muhatap, o mesafeden yaftalanmaya hazır olur. Mesafe karşıdakinin algısını değiştirir. Mesafeye inanılır. Mesafe mistik bir şeydir. Bir süre sonra onun için gerekçeler hazırlamak zorunda kalınır. 
Yaşayan bir başkası hakkında nihai sözleri söylemek insanın türüne ihanetidir. Bence böyledir. 
Ben nihai sözleri* söylememek için çok direnirim. Şaşırtma şansı veririm. Onarma şansı. Düzeltme şansı. Veririm, fakat böyle iradeyle üstten üstten değil; suhuletle, kendi doğamın gizli hafifliği içinde. Aşağıdan almamın her şekli, nihai sözlere varmamam için gereklidir. Kendimden çok bunda düşündüğüm şey, geri dönüşsüz bir yitime gidişi görüyor olmamdır. O sonu ona gösterebilmek için uzun süre kendimden vazgeçebilirim. Orası feci bir noktadır. Kayıp olacak şey o kadar değerlidir ki, onun kaybolmaması için binbir açıyla eğilip bükülebilirim. Sınırsız esneyebilmeme şaşarak. Benim bir kere kaybettiğim biri insanlığın da kaybına dönüşmeden rahat etmeyeceğimi bilirim. İstememe sorsalar hayır derim, istediğim bu mudur? Hayır, hiç, kesin. Neden kaybetsin insanlık? Ama ok yaydan çıkar, ok da benim yay da. -Bunda yaygınlık şart mıymış-peh-ben öyle gördükten sonra gözlerimi ödünç alıp onunla bakacaklar arasında bir tek sağlam akıl bana yeter.- Kimseyi yanıltacak değilimdir. Ama artık gözlerimin bir kere gördüğü her hakikati kaza kazıya betimleme, kapılmadan betimleme sabrına sahibim. Bu nedenle bir insan oldukça o. çocuğu değilse, kolay kolay nihai sözlerimi hak etmez. Böyle mi istiyorum üstelik? Hiç, hayır, kesin. 
Benim birini, bir meseleyi, bir nesneyi betimlemeye başlamam için onu içimden dışarı "tam anlamıyla" atmam gerekir. 
Benim birini betimlemeye** başlamam, onu sevdiğim süre boyunca gerçekleşemez. Sevmemin her zerresini içimde kaybetmedikçe -küçük bir parçası olası bir yargıyı içeriverir diye- dilsizim. 

6 Ocak 2013 Pazar

ŞİİRİN SİYAH KUĞUSU


Darren Aronofsky’nin Siyah Kuğu filmindeki Nina söylemek istediğimi açmam için elverişli bir film karakteri. Nina, New York’ta yaşayan yetenekli bir balerindir ve hayatında dans etmekten başka bir şey yoktur. Annesi de önemli bir figürdür filmde. Birazdan açacağım konu için anne figürüne dikkat. Eski bir balerin ve bu konuda çok hırslı olan annesi ile yaşamaktadır Nina. Kuğu Gölü balesinde başrolü oynaması söz konusudur; fakat bu henüz kesin değildir, rakipleri vardır. Oyunun yönetmeni Thomas Leroy’un ilk tercihi Nina’dır. Balede saf ve zarif Beyaz Kuğu ile şehveti temsil eden Siyah Kuğu aynı anda canlandırılabilmelidir. Nina, Beyaz Kuğu rolüne çok uygundur fakat rakibi Siyah Kuğu olarak daha uygundur. İki genç dansçı kız arasındaki rekabet bir yandan arkadaşlığa dönüşürken Nina kendi karanlık tarafını keşfetmeye başlayacaktır. Film boyunca ve gösterinin hazırlığı boyunca şizoid sanrılar esnasında Nina’nın dans konusundaki tutkusu ortaya serilir. Kötülüğü deneyimlemeden Siyah Kuğu olmayı başaramayacağını düşünen Nina sonunda öleceği zorlu bir yolu seçer, seçmekten çok belki de o yola maruz kalır; ama her durumda onun kutsala varan dans tutkusu, o güne dek öğrendiği erdemlerin, doğruluğun, masumiyetin hepsinin feda edilmesine varacak denli esastır.     
Şairlerin şiire ek olarak dil, Türkçe, daha dar alanda melankoli, lirizm gibi konularda tutkuyu, ciddi olmayı, tabir caizse şiire abanmayı utanç verici bir şey gibi algılamalarının farkına böylesi filmleri izlediğimde daha çok varıyorum. Bu niçin böyle?  
Birçok tali yanıt verilebilir, esaslı iki yanıtım var benim. İlki şu: Şiirin şairi için bir tutku olamayışı, bugün şiirin ayırt edilebilir bir yeteneğin ürünü olmadığı düşüncesiyle besleniyor. Şiirde bireysel dehanın dilsellik nedeniyle bileşimsel olan tarafı -bazen tümüyle olmadığı yönündeki iddialar- bu düşünceyi kökünden inkâr etmemizin önünde engel. Şiirdeki değerin kalımsallıkla ortaya çıkışı ve “büyük şair” mitinin yıpranmışlığı bu düşünceleri destekliyor.
İkinci yanıtımsa, şairin narsistik özsaygısından çalınanlar yüzünden şiiri hor görmeye itilmesine dair. (...) 
(Y. Şafak Kitap eki, Ocak yazısından)