15 Mayıs 2013 Çarşamba

HEY BİZ NE YAPIYORUZ? YA SİZ NE YAPIYORSUNUZ?

(...) Neyin üstünü açıp neyin üzerini kapatıyoruz acaba? Siyasi terminolojiye sığınan -yamanan da denebilir- bir şairin bir kötülüğü örtmesi çok daha muhtemel. Örneğin  gündelik hayatlarında arkadaşlarına, dostlarına kazık atmakta, sevgisizlik göstermekte, asgari saygıyı bile esirgemekte en küçük tereddüt göstermeyen kimseler bana sakın şiirde politikadan bahsetmesinler. Yakınındaki kanlı canlı insanları sevmek zordur, uzaktaki binlerce soyut varlığı sevmek kolaydır. En küçük bir sınama istemeyen bir sevgi o. Yani salt şov. Buradan politika da olmuyor şiir de. Bana kolay şeylerle gelmesin kimse. Şair olmak bir şeyleri reddetmekle mümkündür, şiire öyle büyük temaları kakalamakla değil. Altına işeyecek korkudan ama konuşurken sanki tarih yapıyor, ha ha. Twitter hesabından car car her olaylı habere içinde olduğunuz grubun "beklentilerine uygun" yorum yapmakla sadece kendi gazınızdan kurtuluyorsunuz, olaylara verilecek refleksler de şablon halde hazır, yani genelde bir kıymeti yok. Ben eylemde sadece gerçek eylemlere, sözde de sadece iyi şiirlere inanırım. Şairler, 1973’te Oscar ödülünü Yaralı Diz katliamından ötürü reddeden Marlon Brando’nun basın bildirisini okusunlar. Kendilerine yalan söylemekten de vazgeçsinler, çünkü yemiyoruz. Birilerine elbette yedirirsin, ama ben inanmamışsam, boş! Kan görünce, göstere göstere inleyerek vicdanınızı aklayabiliyorsanız bize de öğretin, oluyor mu sahiden? Buradan bakınca pek aklanmış görünmüyor da. 
  
Politik meseleleri birbirine kötek atmak için, ya da birbirine yaranmak için kullanan şairlerden çok sıkıldım. Zaten ya politikadan ya da şiirden anlamıyor, birini diğerinin kek kabartıcısı gibi kullanıyorsa onun notu belli. Biz ve onlar ayrımına gidebilecek her mesele, kendi başını yer. Şiirde bir milim ilerleyemezsin böyle. Hakikat sözcüğünü bile temkinle kullanmaktan yanayım. Hakikat de aynı şekilde beğenilmeyen kimseleri dövmek için bir sopa gibi kullanılıyor. Kimin sırtına indirilecekse ona göre yontularak. Herkes hakikatin kendi elinde olduğunu düşünebilir; kimisi de şiirin kendi uhdesinde olduğunu ima ediyor mesela. Ama yok böyle şeyler.   
(...)

(B Planı dergisinin hakikat/şiir/etik bağlamlı sorusunu yanıtladım, korkunç gerçekle sahiden yüzleşeseniz varsa buyrun, Haziran sayısı)

PYRRHUS / Hayriye Ünal

("Pirus" şiiri Elisabeth Sayın tarafından Fransızcaya çevrildi.)



Ce n’est pas vrai on ne peut pas séparer facilement la chair de l’ongle
Personne ne reste là où tu l’as posé
La branche que l’oiseau a cassé en se posant dessus
Continue à pousser
Tout comme continue le désir de l’eau pour le vide

Je me suis arraché les cheveux rien à faire de toi
Pas de madame non plus pour moi bovary et j’en passe si tu dis
Que c’est pas les chams-elysées ici
Anna est morte aussi partie une saloperie tout ça on dit
Que l’être humain meurt d’amour ou parce qu’il a trop
Souffert, des paroles en l’air va!
Si vous ne croyez pas qu’on peut faire une fille avec du
Kaymak, vous vous trompez: moi j’en suis devenu une
La dernière fois que jel es ai teints c’était en roux mes cheveux
Je ne tiens pas en faire un balai et je n’attends rien non plus de mon lait

Ankara n’est pas plus grand qu’ankara dans la citadelle,
Elles sont étroites
Les rues-ankara c’est moi-toi, continue à penser que c’est une ville
Elle me montre les directions se sont mêlées en moi
Les visages de femmes se superposent
Elles me montrent à moi mes montres que se sont arrêtées
J’ai chiffonné l’endroit où je suis restée

Dessous de table pliant canapés et chaise-longue image d’un été
On regrettera l’ancien vous crayez
Je suis restée le vainqueur de ce jeu… regarde autour de toi
Je suis aussi fichue que ce cher pyrrhus
Plus de match pour obtenir le titre
La dame de pic prend l’as au match

(Screenshot: Yugoslav beden sanatçısı Marina Abramoviç performansından)

3 Mayıs 2013 Cuma

KONUŞMA ÇEŞİTLERİM


varım işte sana varım –ben, ilk atılacak ağırlık
baştan kalbe inecektin
gerçek bir denize girmeden
gerçek bir uykuya henüz dalmadan
son uyanıklık anında –küçük bir evdesin –denize yakın
bir kanama belirtisi –ve düştün!