23 Eylül 2014 Salı

LİRİK ŞİİR VE ZAMAN PROBLEMİ / David BAKER

(...)
Ben her iyi şiirin daima lirik ve hikâye edici prosedürler içerdiğini, şarkı ve öykü unsurları taşıdığını iddia ediyorum. Marlowe’un şiirindeki hikâye, kompleks olmakla birlikte açıktır, erotik bir değiş tokuş teklif edilir: hediyelere karşılık hizmetler. Geleneksel hikâye etme unsurları taşır ve doğrusal bir retorik dizayn yoluyla ilerler. Bu dizaynın her bir veçhesi, aksi iddia edilemez bir tamamlanışa doğru başı çeker veya çekmek ister. Keza, Pound’un imajist şiiri, mini bir hikâye ediş olarak şiire vücut verecek şekilde, yeter miktarda hikâye edici detaylar sunar. Biz şiirdeki sahne ile ilgili olarak; kim, ne, ne zaman, nerede sorularının cevabını ve bunun gibi Pound’un sahnenin yapısını başkalaştıran kuluçkaya yatış tarzını ve hayal ediş gücünü de bilmekteyiz. Şiir, Pound’un iddia ettiği gibi, “zaman kayıtlarından ve mekân kayıtlarından” serbestlik değildir, fakat şiir gerçekte anlamını ve müziğini, bu iki mutlak bünyenin etkileşiminde ve bunun kadar da dili genişleten büyük kültürel anlatı ve türlerde bulur.
Şiir; ölçme, anlatma ve düşünmenin zaman konusundaki ihtilaf edişleri hakkındadır. Bu yüzden şiirin hikâyelerinin tabiatı şiirden şiire değişir. Bir şiirin içerisinde hikâye taşıyıp taşımadığı sorusundan ziyade, şiirin yüklendiği zaman anlatımının türü sorusu daha önemlidir. Zaman örtbas edilmiş, uzatılmış, çarpıtılmış, kısaltılmış olabilir. Benekli, dairesel veya doğrusal olabilir. Üstünden yeniden çizilen eski bir tablette veya kötü bir fotoğrafta olduğu gibi, üst üste resimler gösterebilir. Zaman kesişen zamanların bir alanı olabilir. Susan Howe’un şiirleri, kökten bir şekilde deneysel görünmekle beraber, çoğu kez iki boyutlu bir plan üzerinde tercihen yalın üç boyutlu sahnelemelerdir. Onun “Riske Doğru Davranış Olarak Saçılma” sekansı; William Tyndale’ın 16. Yüzyıl Tevrat çeviri-güzel-yazısına düşülen bir şerh olup; “Politik edebiyat”a ait kocaman bir bez tuvalin üzerinde, bireysel bir “iç konuşma”nın serbest esnekliğini içeriyor. Bir bölümü şöyle:


(Hece dergisinin 2014 Ekim sayısında tamamı neşredilecek olan bu ilginç makaleyi, Türkçeye Mehmet Yıldırım çevirdi. Mütercimin bu makaleye dair eleştirel değerlendirme yazısı da dergide yer alacak.)