23 Mart 2015 Pazartesi

BİR SÖYLEŞİ, BİR YENİ DERGİ

Mehmet Emin Resulzade Anadolu Lisesi öğrencileri bir dergi çıkarmaya hazırlanıyor. İsmi henüz açıklanmadı. Biraz da öğretmenleri Sayın İnci Şahin'in güzel ufku sayesinde, yaşayan edebiyattan haberdar öğrenciler. Beni şiir, edebiyat, eleştiri konuşmak üzere okula davet ettiler. Gençlerle olmak hep güzel, onlarla konuşurken ümitsiz konuşmalar yapmaksa zor, tersi ise imkânsız. Fakat elden ne gelir, neyi ümit edebiliriz edebiyat namına? Son üç söyleşimden sonra şunun idrakine varıyorum: Türk edebiyatının ve şiirin gidişatıyla ilgili ümitsizim ve bu ümitsizliğime yol açan öngörülerim bir bir gerçekleşiyor. Şiir fikrinin etrafındaki çember daralıyor, şiire dair hep bir yanlış yaygınlaşıyor. Şiir hakkında gerçek bir fikre sahip kişiler susma, çekilme ihtiyacı duyuyor. Ne yapmalı?  


Konuşmanın kaydı derginin ilk sayısında yayımlanacak.   

LÖPÇÜK FANZİN

Löpçük sadece internette okunabilen avangard bir çalışma. İlk sayısı Şubat 2014’te yayımlanan Löpçük’ün 6. sayısı yayıma hazırlanıyor. (Löpçük 6 ve 7 de bu arada çıktı. Şu bağlantıda tamamı görülebilir: http://lopcuk.tumblr.com) İsmine Karagöz dergisinden aşina olduğumuz Erman Akçay hazırlıyor fanzini. Akçay, 1982 İstanbul doğumlu. Marmara Üniversitesi Grafik Sanatlar Bölümü mezunu. Grafik, illüstrasyon ve resim alanında çalışıyor. Görsel kültürün, elektronik kültürün ve şiirselliğin tuhaf şekilde birleştiği ilginç, çekici bir çalışma Löpçük. Hem klasik hem de popüler sanatla uslanmaz ve yaşlanmaz bir ilginiz varsa Löpçük’te size göre bir sayfa mutlaka vardır. Klişe şiir kültürünün parçasıysanız ve hazır bilgiyi hazır kalıplarla sunan dizeleri hazza yakın tembellikle okuyorsanız hâlâ, hiç açmayın bu dergiyi.
Derginin sayfaları arasında, özellikle görsellerde şiddet göz kırpıyor. Taşkın olmanın sanatla (sanatın baş döndürücü derecede derin ayrıntısıyla) dengelenen diyalektiği, net tanımım bu. Örneğin 5. sayı “şehir işsizlerindir” mottosuyla yayımlanıyor. 
Posta sanatı, görsel şiir, grafiti, resim, kavramsal sanat, basit malzemeden heykeller yapıyorsanız, iddialıysanız, ASCII sanatçısı, sokak sanatçısı, sıradışı bir fotoğrafçı, illustratör, çizer hatta müzisyen iseniz Löpçük kapınızı çalabilir. Size amacınızı, yaptıklarınızı niçin yaptığınızı sorabilir.
İllustrator Lucy Ferra: “Tek amacım var: İnsanları rahatsız etmek” derken Ted Kaczynski “Yaralanacağı Yerden Vur” diyor.
İlk sayının ilk şiiri Hakim Bey/TAZ çevirisinden tanıdığımız İnan Mayıs Aru’ya ait ve bir tür kişisel mistik anarşizmin manifestosu gibi:

Bismillahirrahmanirrahim

Kara ve kızıl kanatlarıyla bir tepeden bir vadiye
ve sonra bir vadiden bir tepeye uçan,
özgürlüğe imanlı bir kuştur anarşi dediğim benim

(Bu yazı Hece dergisinin 2015 Mart sayısında yayımlanmıştır.)

2 Mart 2015 Pazartesi

ŞİİR DÜNYASINA DAİR BİRKAÇ SÖZ

Turan Karataş, Edebiyat Ortamı yıllığında yayımlamak üzere şiir dünyasına dair bana bazı sorular yöneltti. Sorulardan biri, 2010’lar sonrasında şiire dair genel bir tanım yapmak mümkün olup olmadığına dair. Kısaca şöyle yanıtladım:

2010’lar esasen 2000 sonrasının hasadını toplayabilirdi, 2000 sonrasında şiirde verimli bir saha açılmıştı; fakat hem birliktelik söz konusu değil hem de tek tek şiir çalışması konusunda zaafiyet var. Dolayısıyla elde ettiklerimizin kısmen kaybedildiği bir dönemi yaşıyoruz. Şiirde kaydettiğimiz kazanımlar kitaplarda gömülü kaldı. Onların okunması, tartışılması ve onlara ilaveler yapılması gerekirdi. Modern şiirin motivasyonu olan icat tutkusu bugün bastırılıyor, deneycilik veya cüretkâr çıkışlar hor görülüyor, farklılıklar hızla budanıyor. Bugün şiirin yaratıcı bir uğraşı olmaktan ziyade bir atasözü, özlü söz kalıbı ve erdemli olmaya çağrı türünde bir tebliğ metni olmaya tahavvül ettiği söylenmelidir. Bu, şiirin tanımında değişikliği getirebilir çünkü edebiyat dergileri de bu yöne (uygun koşullar gereği) dümen kırdı. Bu, her şey bir yana konformizmdir. Birçok alanda yaşanan yozlaşma şiirde de yaşanıyor. Yozlaşmayı ahlâkî bir kategoride tanımlamak şart değil, hatta özellikle değil zira yozlaşma tam da ahlâkî terimler eşliğinde yaşanıyor. Şiirin misyonu gibi ortaya gelen bir yığın “kişisel gelişim klişeleri”ne bakarak şiirin şiir olma yapısına yapılan dokubozucu müdahaleyi görürüz. 

(Söyleşinin tamamı Edebiyat Ortamı Yıllığı 2015'te yayımlanacak)