29 Ocak 2016 Cuma

KASIT / H.Ü.


(...)
sana baktım acıyı gördüm 
insan kütlesinden ayrılır gibi bir parçası, koparıldım  
kopmuş bir birim duvarda iz tarlada çıkmamış tohum 
olarak sana baktım 
yarı saydamdın
iyi ruhların çağrılmasında çalıştırılmıştın
biraz ısındığında reçine kokusu duyulurdu ortamda
hafif maddeleri –bencileyin,
kendine çektiğin gözlenmişti
ve sakinleştiriciydin boynumda takılıysa kolların

(Şiirin tamamı Türk Dili dergisinde Şubat 2016 sayısında)
(görsel: Lilibeth Cuenca, performans "A Void" kaynak: http://lilibethcuenca.com/)

ÜMİT GÜÇLÜ'NÜN ŞİİRLERİ: DEHŞETLER İÇERİSİNDE

(...) Ne ölümün yadsındığı ne de yaşamın doğrulandığı bir kör noktada. Burada eylemsizlik (veya negatif eylem) en doğru şiirsel eyleme dönüşüyor:

gizemli laboratuvarlarda gece ve gündüzleri
neşe iksirleri bulduğunu söylediler
bulduğunu ama hiç içmediğini (“Sağ Kolunun Bütün Kemikleri”, s. 48)

İçilmeyen iksirler ve sonuçlar için hareketsiz bekleyişler, bu şiirde isyansız bir kabulün, her türlü redde karşı dibinde sessizce beklenilen amor fou’nun işaretçileridir.

Sarsıntılı temaşa. Bir omuz kamerasıyla hayatın içinde dolaşıyor Güçlü. Ancak hayatı süzen ve şiirde beliren özel imajları yakalayan ve sarsıntılı bir kamera bu. “Vezneciler kız öğrenci yurdu dağılıyor” bu olağan görüntüyü gerçekdışı ile tamamlıyor “üzerime duvarlar öre öre”. O zaman şaire sabotajcı olmak hakkı doğuyor. Bu duvarlara yumruk atılamıyorsa şiirsel estetizmin içine kir, çamur ve cürufat boca edilecektir. Şiirlerden birinin adı “Çamur”dur. Dehşetler İçerisinde’nin kapak görseli ortasından ayrılmış bir böceği andırmaktadır. Bu evrende Yeşim, Asena, Ahu birer böcek adıdır. Virüsler, kötü kanlar, bulaşıcı hastalıklar, bedenin sıvıları, pas, çöp ve atık şiirde cirit atmaktadır.  
(...) Onun şiirinde insanlara güzel görünmeye çalışmayan, kabul için çalışmayan, dili muhatabı için süslemeyen, söz sanatsız, “kılıksız” tavrı bu nedenle önemli. Mesajı yok, talebi yok, herhangi bir yüceliğin temsil aracı kılmıyor kendini ve sözünü. Sözünü, olabildiğince “yararsız” kılıyor. Kimsenin işine yaramamak üzere şiir yazmanın, şiiri özerk kılmanın bir yolu da bu. 

(Bu yazının tamamı, Hece dergisinin 2016 Şubat sayısında yer alıyor.)