31 Ocak 2017 Salı

YÜCEL KAYIRAN'LA SÖYLEŞİ

Yücel Kayıran ne yaptığını bilen bir yazar, şair. Şaire sıradan insandan ayrı bir yer ve değer biçiyor. Kendi olmayı, poetik anlamda doğruları söylemeyi önemsiyor. Tam da bu zeminde buluşuyoruz onunla. Poetik dürüstlüğün ve sahiciliğin zemini. Kayıran, eleştiri, poetika ve şiir… bu üçünü bir arada götüren nadir kalemlerden. Felsefi Şiir kitabını okuduğumda şiire dair “başka” yolları görebilmiştim. Kitap bana böyle bir fırsat sundu. Kayıran’ın dört şiir kitabının [Hayaline Firar Edemeyenlerin Afsunu, 1997; Beni Hiç Göremezsin, 2004; Çalgın, 2006; Son Akşam Yemeği, 2014] yanı sıra inceleme/eleştiri alanında Felsefi Şiir, Kritiğin Toprağında ve Şiirimin Çeyrek Yüzyılı kitapları var. Hece Şubat sayısındaki söyleşimizde 2016 yılında basılan Şiirimin Çeyrek Yüzyılı – Günümüz Türk Şiiri Üzerine Makaleler kitabını odağa alarak konuştuk. Kitapta 61 şair ve 12 eleştirmen bağımsız yazılarla kritize ediliyor. Eleştirinin bu kadar safdışı edilmeye çalışıldığı bir zamanda Kayıran büyük bir sorumluluk üstlenerek şiiri ve eleştiriyi gündemde tutmaya çalışıyor. Kitabın söyleşi bölümünde ise Yücel Kayıran’ın poetik duruşuna dair önemli veriler bulunuyor. 

Kayıran Zahrad gibi, Halit Asım gibi yaygın olarak herkesin bilmediği isimleri de kritiğe konu ediyor. Bunun yanında kendi zamanında konuşulmuş ancak bugün pek anılmayan şairlerin tüm eserleri, yapıp etmeleri onun biliş alanında. Kayıran'a konu şairi seçerken neye dikkat ettiğini ve eleştiri yaparken bir tür yitik olanı çağırma/geri kazanma/ misyonu/sorumluluk duygusu da taşıyıp taşımadığını sordum.

Yücel Kayıran: Bu soru için teşekkür ederim; hem önemli bir duruma dikkat çektiği için hem de eleştirel düşünmenin temel işlevi bakımından. Eleştirel düşünmenin temel işlerinden biri de, egemen poetik iktidarın bir kenara ittiği, gündemden düşürdüğü şairleri ve yapıtları tarihsel düzleme tekrar getirmek ve bunun mücadelesini vermektir. Aslında “kimsenin bilmediği” veya “bugün pek anılmayan şairler” değil, egemen poetik iktidarın gündemden düşürdüğü veya unutturduğu şairler vardır. Kaldı ki “kimsenin bilmediği” veya “bugün pek anılmayan şairler” ifadelerinin dile getirdiği durum, bir kriter durumunu dile getirmez. Her şeyden önce rey çoğunluğu hakikati belirleyemez. Bilmemek durumu, alkışlanması değil, ayıplanması gereken bir durumdur. Bu bakımdan eleştirel düşünmenin temel işlerinden biri, poetik tarih bilincinden yoksunluğa, ve bu yoksunluğun oluşmasına sağlayan egemen poetik iktidara karşı mücadele etmektir.
Ben, Cumhuriyet dönemi Türk şiirinin, Tevfik Fikret’ten başlamak üzere, günümüze değin determine bir şekilde geliştiği kanısındayım. 

(Söyleşinin ana metni Hece dergisinin 2017 Şubat sayısında yer alıyor. Ayrıca söyleşinin dergide yer alandan daha geniş hâli daha sonra "söyleşilerim"e dair kitabımda yer alacak)